2016 Sevgiliye Uzun Mesajlar, Sözler, Yazılar YENİİİ!

Bookmark and Share

Sevgiliye Uzun Mesajlar, Sevgiliye Uzun Yazılar, Sevgiliye Uzun Sms, Sevgiliye Uzun Sözler, Sevgiliye Söylenecek Uzun Metinler, Sevgiliye Uzun Mesajlar 2015, Sevgiliye Uzun Mesaj Facebook, Sevgiliye Uzun İyi Geceler Mesajları
Öyle utangaç tebessümle durma karşımda. Ellerini de görebileceğim yere koy. Yanlış anlama bu bir tutuklama değil. Gözlerime mühürlüyorum seni sadece o kadar… Dediğim gibi çok da gülme. Çünkü öpesim geliyor gülüşünden. Ne yumuşaktır kim bilir tenin. Ve ellerin… Ellerinde bin bir renk var biliyorum. Ellerini öpüşüm bundan. Hani bir bebeğin avuç içlerini öper gibi. Kokusunu içine çekerek öpmek gibisi yok. Böyle şeylerin verdiği huzur anlatılamaz. Sımsıkı da sarılamam sana. Kırılırsın, incinirsin. Ve sana her bakışım ürkektir. Sen konuşurken bana bakma, öyle daha rahat incelerim yüzündeki gül bahçesini. Ellerini diyorum ellerini! Görebileceğim bir yere koy. Dokunmak şart değil, görsem yeter. Böyle dediğime de bakma. Sen ne anlatsan aklım ellerini öpmekte olur. Ben böyleyim işte. Aldım mı huzurun tadını aklım fikrim sende olur. Senin ellerinde… 

Seni sevmek,
uçsuz bucaksız deniz gibi.
Seni sevmek,
pembe bir rüya gibi.
Seni sevmek,
Denizin üstünde yürümek gibi.
Seni sevmek,
denize vuran yakamoz gibi.
Seni sevmek,
sonu olmayan bir yol gibi.
Seni sevmek,
tatlı sükuta teslim olmak gibi.
Seni sevmek,
güneşin doğuşu gibi.
Seni sevmek,
kalabalığa inat her yüzde seni görmek gibi.
Seni sevmek,
çocukluk neşesi gibi.
Seni sevmek,
sabah ezanı gibi.
Seni sevmek,
bahar gibi.
Seni sevmek,
ölene dek beklemeyi kabul etmek gibi.
Seni sevmek,
simit-ayran gibi.
Seni sevmek,
güzel şey...
 
 
Saçların topuz, başın göğsüme değdiğinde parmaklarım saçlarına dokunmakla ödüllendirilir. Seninle üçlü koltukta sarılıp iki battaniye ile bir olunur. Filmler tekrar kez izlenilir. Ezberlenen replikler sen varken unutulur. Mutfakta demlik yakılır, belki yemek alabilir yerini. Her gün aynı çeşit yemeklerle doyulur. Sen dokundun diye yoğurdun tadı başka, ekmeğin tadı başka oluverir. Sonra sen gülümsedin diye uğruna bir ömür serilir. Emekli maaşı almaya birlikte gidilir, birlikte sıra beklenir. Oturacak yer olmasa bile, iki genç dürtüklenir, dinlenmen için yer hazırlanır. Maaş'a küfür edilerek birlikte eve geri dönülür. Anahtar hangisi? karıştırılır. Yeşil saplısı dış kapının, mavi saplısı iç kapının. Tüm bunlar sen varsın diye olup bitiverir. Tüm renkler sen bakıyorsun diye maviye dönüşür. Ben bakınca siyaha. Ama ben sana bakınca cennet görülür. Cennet rengârenktir, siyah bir renk değildir. Gülüşüne gökkuşağı denilir, gök; sen'sindir.

Daha oncelerden tanimak ister ya insan bazen. Keske der sonra nasip der gecer. Ben senin dogdugun gunu hatirlamak isterdim. Hatta dogdugunda kiskanmak isterdim seni. Yan komsun olmak isterdim. Sen dunyaya geldiginde seni gormeye goturmeliydi annem beni. Aglayisini, bebek bebek bakisini, guldugunu gormek isterdim. Ilk yasina bastiginda yurumeye calistigini, yururken koltugun kenarina tutundugunu gormek isterdim.  Birkac adimdan sonra yere dusup, kah aglamani kah boncuk boncuk gulmeni gormek isterdim. Ilk konusmaya basladiginda soyleyecegin bir kac kelimenin icinde adimin da gecmesini isterdim. Duymak isterdim o bebek dilinle adimi. Seni kiskanip oyuncaklarini saklamak isterdim. Aglayinca kiyamayip geri getirmek ve senin o bakisini gormek isterdim. Akan goz yaslarinla, mutlulugunu bebek halinde gormek isterdim. Okula basladigin gunu gormek isterdim. Beraber siniflarimiza girip Teneffusler de yanina gelmek isterdim  Simitimi, ayranimi bolusmek isterdim. Ders aralarinda izin alip lavobaya gidiyorum diye seni gormek isterdim. Okul bittiginde seni bekleyip beraber eve donmek isterdim. Bazen okuldan kacip, sahile inmek ve  eve donerken camurlu sokaklardan gecip ustumuzu basimizi kirletmeyi isterdim. Eve gittigimiz de annelerimizin bize kizmasini isterdim. Ah bu cocuklar deseydi mesela onlar, annelerimiz ? Ders calismak icin bir araya gelmek isterdim.  Odevlerimizi beraber yapmayi isterdim bir de... Aksamlari sizin bize misafirlige gelmenizi ister ve geldiginizde “bak bak nasil sevindi” demesini isterdim annemin. Ertesi aksam gidelim onlara gidelim diye aglamaya baslamak isterdim dedigim olanaka kadar... Herkes salonda konusurken biz seninle bir kosede resim cizmek isterdim. Annelerimizin bize bak ne guzel anlasiyorlar lafini duymak isterdim.Hafta sonlari bizi lunaparka beraber goturmelerini, goturmediklerin de beraber aglamak isterdim. Kiyameti koparmak isterdim seninle. Salincakta beraber sallanmak, kumda kaleler yapmak isterdim. Buyudugunu gormek isterdim senin ergenligini, bulu cagini gormek, hali hazirda bulunan duzene karsi cikmak isterdim. Isyanci olurduk belki, belki de masum buyurduk sessiz.. Beraber tatil planlari kurardik. Belki yalan soylerdik, bir yerlere gidebilmek icin...  Sonra cocukluk askim diyebilmek isterdim sana.. Buyudukten sonra degismeyen, birbirimizin her seyini bildigi bir bakisimizin ne anlama geldigi ve bir derdimiz varsa gozlerimizden neye uzuldugumuzu biilmemizi isterdim... Ikimizin de hayatimiza birbirimizden baska kimseyi sokmadigimizi, kimseye seni seviyorum kelimesi kullanmamizi isterdim. Sen benim cocukluk askim olmaliydin. Simdi ki sevdigim, yandigim, esim olmaliydin.. Cocuklarimin guzel anasi, evimin gul suyu,evimin bahari olmaliydin. Senin dogdugun gunu hatirlayip olene kadar yanimda olmani isterdim.Seni cocuklugundan sevip, olene kadar sevmek isterdim. Simdi bunlari seninle yasayamadim diye uzulurken, Allahima dua ediyorum senin gibi birini karsima cikardigi icin.Ve simdi insallah sen benim cocuklugum da seninle yapmak istediklerimi, Geri kalan omrumuzde telafisini ederiz diye dua ediyorum Allahima.Gec geldin hayatima, hic gitme.
 
 
 
 
“Senin saçının, kaşının hatta ve hatta kirpiklerinin 
her telinde bir başka mucize yatıyor. 
Sen kadın, sen hayatıma girdiğinden beri 
içimde kuruyup gitmekte olan ağaçlar 
şimdi renk renk çiçek açıyor.
Ve sen kadın, sen benim hayatımda olduğun sürece
içimde büyüyen ağaçların dalına kuşlar, 
çiçeklerin üzerinede bal arıları konmaya devam edecek.”
 
uzun mesajlar
Bak sana diyorum! Bu sokaklar bizim için var. Seninle el ele yürümek için. Seni sinir edip yalandan elimi bırakmaya çalışasın diye. Bütün bitkiler biz nefes alabilelim diye var. Ve “öpüşmek için telefon kulübeleri…” İkimiz sarılırsak “bir” oluruz; buna inan… Bırak biz yaramaz çocuklar olalım seninle. Nasılsa bitecek aldığımız nefes. Ama seninle bitsin her şey; seninle başladığı gibi… Yorulursak uyuruz çimden halılarda. Bir tek ayrılığa gelemem. Sen hep benimle kal. Gündüz güneşim gece mehtabım ol. Benden ol, bizden ol… Velhasılıkelam sen gel hep sol yanımda ol…
 
 
 
Seninle paylaşmak istediğim o kadar çok şey var ki..Hangisiyle başlasam bilmiyorum.Seninle.. evimi, kanepeyi hatta televizyon kumandasını bile paylaşmak daha doğrusu paylaşamayıp kavga etmek istiyorum..Sonra sana kıyamayıp istediğin kanalı izlemek istiyorum..Hoş sen varken televizyon umrumda bile değil.Ben seni, sen televizyonu izlerken bana ‘şu şöyle olsa daha iyi olmaz mıydı’ diye sorsan, ben sana dalmış bulunsam..Cevap vermesem..Sen ‘hey sana diyorum’ diyip bana kızsan ne güzel olurdu.Seninle tişörtlerimi, hırkalarımı, kazaklarımı paylaşmak isterdim..Sana sinirlensem, salonda yatsam..Sen bana kıyamayıp gecenin bi yarısında yanıma gelip kanepenin bir köşesinde kıvrılıp uyusan..Uyandığımda seni görsem, tebessüm etsem, seni öperek uyandırsam, sende bana sarılsan..Ne güzel olurdu değil mi?
 
 
 
 
Biri lazım bana, şöyle bu yalnızlık sana fazla deyip ellerimden tutabilecek biri. Sabahları alarm sesiyle değil, yanına sokulup kahvaltı hazır diyen bir sesle uyanmak istiyorum artık. Çok beklentilerim de yok, kokusu huzur versin yeter.. Ya da ben ağlarken, susmamı söylemek yerine gözyaşlarımı kendi parmaklarıyla silsin. Hayat gerçekten de çok kısa, aylar haftalar kadar, haftalarsa günler kadar çabuk geçmeye başladı. Artık biri olmalı yanımda, gerektiğinde çocuklaşabilecek kadar masum, gerektiğinde bakışlarıyla ne demek istediğini anlatabilecek kadar güçlü olmalı. Çok şey istediğimi sanmıyorum. Güneşin doğuşuna kadar uyuyuşunu sıkılmadan izleyebileceğim birisi uğrasın hayatıma. Bizim diye sahiplendiğimiz şarkıyı her duyduğumuz o an nerede olursak olalım bana sarılıp dudaklarımın kıyısından öpmeli mesela, bazen gerektiğinde bir dost, bazen anne baba olacağının bilincinde olmalı. Umursamaz tavırlarından sakınmalı, sakınmalı ki ona güvenmem konusunda beni şüpheye düşürmemeli. Biri lazım bana, kucağımızdaki bize benzeyen küçük bir meleği izlemeyi benim kadar çok isteyen biri, kıskandıracaksa da o hayalini kurduğumuz meleğiyle kıskandırsın.. Bu onu daha çok sevmemi sağlar. Biri gelsin bana, mutlu olmak istiyorum. O beni mutlu etmek için bir adım atsın ben ona koşmasını bilirim. Bizi lazım bana, hayatın anlamını sorduklarında parmaklarımla onu işaret etmemi sağlayacak kadar güzel gülümsemeli yüzüme.. 
 
 
 
 
ben senin için değil, 
senin içinde ağlamak istedim.
göğsünde. 
sende. 
elimi seninle yıkamak istedim
yüzümü seninle
benim sularım bulanık 
ellerim ihtiyar
bir efsun ki yüzün
yaram bile bahtiyar
 
ben sende iz bırakmak değil,
sende iz olmak istedim.
sende bıçak, sende jilet, sende ameliyat, sende leke
sende dövme, sende dikiş, sende doğum, sende yanık
ben sende geçmemek
ben sende bir uzuv
ben sende köklü bir inanç
ve bir ağaç
gibi sabit
kalmak istedim.
boğazında yumruk, sesinde çırpınış, kirpiğinde titreyiş
değil
ben sende salıncağa koşan çocuk sevinci
gibi masum
uçurtmanın ipine sarılan çocuk telaşı
gibi sahiplenerek.
gibi uçurum
çiçeği
değil
kahkaha çiçeği,
belki
gibi adı güzel bir sevda türküsüyle
diline dolanmak
düğümlenmek hatta
bin parçamla
ben senden çözülmemek
istedim.
 
ben geldiğin değil,
gittiğin yol olmak istedim senin. 
sardığın tütün
içine çektiğin duman
ama üflediğin değil
ciğerine yapışan
gibi inatçı
gibi kanına karışıp
sende kaybolmak.
ben sende bir çocukluk yarası gibi unutulmaz
etten kopmayan
gibi tırnak
ama kesilen ve törpülenen
gibi değil asla.
budandıkça gürleşen ağrıdan uzak
gittikçe bitmeyen yol kadar güzel
ve muğlak
ben seninle aslında sadece
küçük bir kumsalda uyanmak
istedim. 
istedim ki manzaram sen, pencerem sen
pervazım sen, çürüyen dirseğim sen
gömüldüğüm toprak sen, sarıldığım kefen
dirildiğim cennet
sen ol. 
sen.
 
 
90,100 yıl geriye gidelim seninle.. Nostaljik, siyah beyaz, kendi halinde bir filmde önemsiz bir yan rolün kahramanları olarak bize özgü renklerle yaşayalım. Gidelim bilmediğimiz eskilere, aklımız almasın bir çok şeyi, yaşanılası zamanlarda yaşayalım. Para sözü sadece sayıları düşürsün aklımıza, madde neymiş unutalım. Ampul icat olsun yanı başımızda, ağzımız açık kalsın, şaşıralım. Dünya mı dönüyormuş, hadi canım deyip, bundan mutlu olalım.

{ 0 yorum... Tümünü Gör / YORUM GÖNDER! }

Yorum Gönder

YORUMUNUZU BURADAN BIRAKIP DÜŞÜNCELERİNİZİ, SORULARINIZI BİZLERLE PAYLAŞABİLİRSİNİZ.